
Ozet
Bilinmeyen bir şehirde, trafik ışıklarında bekleyen bir adam aniden kör olur. Ancak bu, bilinen körlüklerden farklıdır; her şey bembeyaz görünmektedir. Onu evine götüren bir yabancı da kısa süre içinde aynı hastalığa yakalanır. Körlük, bir salgın gibi yayılmaya başlar. Hükümet, hastalığı kontrol altına almak için körleri eski bir akıl hastanesine kapatır. Karantinadaki körler başlangıçta bir düzen kurmaya çalışsa da kısa sürede açlık, korku ve güç savaşları içinde ahlaki değerlerini kaybetmeye başlarlar. İçlerinde yalnızca bir kişi, Doktor’un Karısı, görme yetisini korumaktadır. Ancak o da görmenin bir ayrıcalık mı, yoksa bir lanet mi olduğunu sorgulayacak duruma gelmiştir. Körlerin yarattığı pislik, kavga ve bu insanların birer hayvana dönüştüğünü görmek onu mahvetmiştir. Bu tek tanık, insanların vicdanlarını nasıl terk ettiklerini de görür. Başlangıçta birbirlerine destek olanlar, zamanla güce sahip olmak için şiddete başvurur, insanlık onuru yerini ilkel içgüdülere bırakır. Adalet, vicdan ve merhamet gibi kavramlar, hayatta kalma içgüdüsü karşısında hızla silinir. İnsan doğasının en karanlık yönleriyle yüzleşen bu grup, düzenin ve ahlakın hızla çöktüğü bir dünyada var olmanın yollarını arar. Oyunumuz, ahlakın toplum düzenine mi yoksa bireysel seçimlere mi bağlı olduğunu sorguluyor. İnsan, görmeyi bıraktığında mı kör olur, yoksa vicdanını yitirdiğinde mi? Körlük, seyirciyi kendi ahlaki sınırlarını düşünmeye ve insan doğasının en karanlık yönleriyle yüzleşmeye davet ediyor. José Saramago’nun aynı isimli romanından doğrudan uyarlanan sahnelemede, körlük yalnızca fiziksel bir durum değil, aynı zamanda toplumsal ve bireysel bir metafor olarak kullanılır. İnsanlar görme yetilerini kaybettiklerinde, sadece fiziksel olarak değil, etik, vicdan ve ahlak açısından da körleşirler. Oyun, düzenin çöktüğü bir ortamda bireylerin ne kadar hızlı bencilleşebileceğini, güç sahiplerinin nasıl zalimleşebileceğini ve korkunun insanları nasıl vicdansızlaştırabileceğini gösterir. Körlük insan doğasının hem en karanlık hem de en umut verici yönlerini keşfetmeye çağıran bir eser olarak izleyiciye derin bir sorgulama alanı açar.
Galeri

Oyuncular

Burçin Yalçın

Erdem Ulusal

Sedef Meral

Anıl Çetinkaya

Elif Demir

Tutku Lâl Demirci

Furkan Ulu

Yağmur Yelkuvan

Can Doğa Patır

Ezgi Çiğdem

Çağıl Doğan
Sahne Arkasi

José Saramago
Yazar

Batuhan Yalçın
Yönetmen

Elif Demir
Yönetmen Yardımcısı

Uğur Özer
Dekor Tasarım / Işık Tasarımı

Cem Değirmen
Müzik Direktörü / Müzik

Yağmur Yelkuvan
Kostüm Tasarım

Emre Deniz Yılmaz
Reji Asistanı