Barcelona Flamenco Ballet, hepimizin aşina olduğu üç dans stilini – caz, çağdaş dans ve elbette flamenko – bir araya getiriyor; ancak bu üçlünün kaynaşması sahnede tamamen yenilikçi bir varlık oluşturuyor. Öylesine elektrik yüklü bir gerilim yaratıyor ki dansçıların ayak vuruşlarından çıkan metalik tıkırtılar kulağımızda kalıyor ve kendimize şu soruyu sorduruyor: Bu prodüksiyonda “yeniden doğmak” ne anlama geliyor?
‘Yeniden doğmak’ın bir yorumu, yeniden inşa etmektir. Dansçılar sahnede yarattıkları atmosferleri sürekli yeniden inşa ediyorlar. Bir hareketi ya da ritmi tekrarlayan, güçlü jestlerle kuruyorlar – sonra bunu bozuyor, aniden durarak yerleşik düzeni kırıyor ve ardından yeniden başlıyorlar; yeni bir hareket, yeni bir ritimle. Bu açıdan ritmin kendisi “yeniden doğuyor” – performansın dinamiklerini sürekli yenileyerek onu taze ve canlı tutuyor. Tutkuyla coşkun dışavurumların sakin, mahrem anlara dönüşmesi ise gösterinin sürekli bir dalgalanma, sürekli bir yeniden icat süreci içinde olmasını sağlıyor.