08.01.2026
Artan Sahne Kiraları: Tiyatrolar İçin Görünmeyen Bir Kriz

Son yıllarda Türkiye’de tiyatro üretimi hiç olmadığı kadar canlı, yaratıcı ve cesur. Ancak bu yaratıcılığın arkasında giderek ağırlaşan bir yük var: artan sahne kiraları.

Özellikle bağımsız tiyatrolar için sahne kiraları artık yalnızca bir gider kalemi değil, doğrudan varoluşsal bir sorun haline gelmiş durumda. Büyük şehirlerde prova ve temsil yapılabilecek sahnelerin sayısı sınırlıyken, mevcut sahnelerin kira bedelleri her sezon daha da yükseliyor. Bu durum, tiyatro ekiplerini sanatsal kararlar yerine ekonomik zorunluluklarla hareket etmeye zorluyor.

Tiyatrolar Ne Yaşıyor?

Artan sahne kiraları, tiyatroların üretim süreçlerini birçok açıdan etkiliyor:

  • Oyun sayıları düşüyor: Yüksek kira bedelleri nedeniyle ekipler daha az temsil yapabiliyor.
  • Bilet fiyatları artıyor: Seyirciye ulaşmak zorlaşırken, tiyatro daha “erişilmez” bir hale geliyor.
  • Risk almak zorlaşıyor: Yeni metinler, deneysel işler ve genç ekipler için sahne bulmak neredeyse imkânsızlaşıyor.
  • Sürdürülebilirlik tehlikede: Birçok tiyatro, yalnızca sahne masraflarını karşılayabilmek için üretimden taviz vermek zorunda kalıyor.

Kısacası, sahne kiraları yalnızca tiyatroları değil, doğrudan seyirciyle kurulan bağı da zedeliyor.

Peki Başka Bir Yol Mümkün mü?

Tam bu noktada, alışılmış sistemin dışına çıkmak gerekiyor. Tiyatronun sadece “bilet satılan bir etkinlik” değil, deneyim odaklı bir buluşma olduğunu yeniden hatırlamak şart.

thehouseseat, tam da bu ihtiyaçtan doğan bir yaklaşım sunuyor.

thehouseseat Nasıl Bir Çözüm Sunuyor?

thehouseseat, tiyatroların gelir modelini yalnızca bilet satışına bağımlı olmaktan çıkararak, daha sürdürülebilir bir yapı kurmayı hedefliyor.

  • Daha dolu salonlar: Boş koltukların kayıp değil, potansiyel olduğunu hatırlatıyor.
  • Yeni seyirciyle buluşma: Tiyatroların daha geniş ve çeşitli bir izleyici kitlesine ulaşmasını sağlıyor.
  • Gelir sürekliliği: Oyunların daha istikrarlı bir şekilde sahnelenmesine katkı sunuyor.
  • Sanatsal özgürlük: Ekonomik baskı azaldıkça, tiyatrolar yeniden risk alabiliyor, üretebiliyor.

Artan sahne kiraları tek başına çözülebilecek bir sorun değil; ancak doğru iş birlikleri ve alternatif modellerle etkisi azaltılabilir. thehouseseat, tiyatroların yalnız olmadığını ve bu krize karşı birlikte hareket edilebileceğini gösteren bir örnek.

Sahne Yaşasın Diye

Tiyatro, ancak sahne varsa yaşayabilir. Sahne ise yalnızca dört duvardan ibaret değil; seyirciyle kurulan canlı bir bağ, paylaşılmış bir an ve kolektif bir emek.

Artan sahne kiralarının gölgesinde, bu bağı koruyabilmek için yeni yollar denemek zorundayız.
thehouseseat olarak biz, tiyatronun yanında durmaya ve bu yolları birlikte açmaya devam ediyoruz.